1988 yılında psikolog John Norris, yaptığı 500 görüşme sonucunda, seri katillerin 7 psikolojik durumdan geçtiğine dayanan çalışmasını ortaya attı. Bu fazların bazıları, siber dünya ile kinetik dünyamız sarmaşık gibi birbirlerine dolanırken, siber dünya daki faaliyetlere kaydı. Bu da erken fazda potansiyel bir suç eğiliminin tespitini zorlaştırmaya başladı.
Peki bu çalışmaya göre seri katiller hangi fazlardan geçiyorlar ?
1- Aura Fazı
Aura fazında kişi, kendisi ile sosyal ilişkiler arasına mesafe koymaya başlar. Gerçeklikten belli ölçüde kopuş başlar. Bu durum kimi zaman ailesi ve arkadaşları tarafından farkedilemeyecek derecede sinsi ilerleyebilir ve belli olmayan kısa ya da uzun bir süre devam eder. Fantezik düşünceler ağırlık kazanmaya başlar. Çoğu durumda bu düşünceler, şiddet içerikli seksüel düşünceler yahut başka şiddet içerikli fanteziler olarak kendini gösterir.
Yine kişide, bu süreçte madde kullanımı alkol kullanımı yoğunlaşabilir.
2- Trolleme Fazı
Bu faz genelde kişinin kurban aradığı ve kurban uzayı konusunda kafasında şekillendirme sürecini içerir. Genelde seri katiller bu süreçte, tanıdığı bildiği yahut kendisini rahat hissettiği yerlerde kurban arama sürecine girer.
Bununla birlikte, suçu işleyecekleri, belki cesetle başa çıkacakları mekanları da belirleme eğilimi bulunur.
Bu arayış doğru aday bulunana kadar günler hatta aylar alabilir. Arayış içinde katil genelde kurbanı takip etmek, izlemek için belirli desenler kullanabilir.
3- Flört Fazı
Flört fazında katil, kurbanının güvenini kazanma odaklıdır. Genelde bu faz, daha cüretkar, planlı ve sosyal ilişkileri gelişmiş katiller tarafından kullanılır.
Katil, kurbanla sosyalleşmeye çabalar. Güven kazanıldıktan sonra, katil kurbanı sessiz ve daha önceden planladığı bir alana götürür ve aksiyon alır.
4- Yakalama Fazı
Adından da anlaşılacağı üzere, katilin gerçek niyetini tam olarak belli ettiği fazdır.
Yakalama fazında kullanılan yöntemler yine katilin eylemden daha fazla zevk alabileceği şekilde seçilebilir.
5- Cinayet Fazı
Bu noktada katil aslında kendince bir ritüel gerçekleştirmektedir. Kimi zaman ani bir ölümle sonuçlanırken, kimi zaman uzun süreli işkence ve nekrofil eşlik edebilir. Özellikle sadistik katiller için öldürmeden önce işkence ve ölüm sonrası cinsel ilişki yaygın bir ritüeldir.
Organize katiller genelde daha uzun süreli işkence ve ölüm sürecini benimserler. Katil öldürme eyleminin kendisinden ziyade öncesindeki işkence sonrasındaki cinsel ilişkiden daha çok zevk alabilir. Yine bu süreçte vucuda elektrik verme gibi farklı işkence araçlarını kullanabilir.
İşkence ritüeli tamamlandıktan sonra, katil sonunda kurbanını öldürür.
6- Totem Fazı
Bu fazda cinayet ve diğer eğlemler sonrasında, katil büyük bir düşüş yaşar. Bir nevi fantezisinden uyanır. Aslında bu iniş çıkışlar, katilin bir ritüel geliştirmesindeki önemli iticü güç olduğu söylenir.
Bu noktada, kurbandan hatıra alımı yaygındır. Kıyafet, vucudundan bir parça, fotoğraf, video veya takı gibi hatırların kullanımı yaygındır.
Hatıralın amacı, cinayet anını ve ritüeli tekrar tekrar hatırlayarak yaşadıkları düşüşten kurtulmaktır.
7- Depresyon Fazı
Bu son fazda katil bir sonraki cinayetine karar verme eğilimi yaşar. Zira, katil büyük bir duygusal çöküntü yaşar. Bu çöküş, günler, haftalar hatta aylar alabilir.
Bazen katil, suçu işleme şeklini, televizyon filmlerindeki cinayetlerle kıyaslar. Tatminsizlik yaşar.
Depresyon fazı öylesine şiddetlidir ki, bazen katil intihar etmeye bile güç hissedemeyebilir. Ancak bir süre sonra, katil tekrar fantezi dünyasına döner ve diğer cinayet sürecini başlatır.
Bu devinim, her seferinde katili daha vahşi ve daha profesyonel olmaya götürür. Ritüellerinde iyileştirmeler yapma ihtiyacı oluşturabilir.
Süreç taki yakalanana ya da intihar edene kadar devam eder. Seri cinayet işleme bir nevi bağımlılıktır.
Peki Siber Dünya ile İlgisi Ne?
İnternet ve siber dünya ile birlikte erken fazda, seri katil potansiyelinin teşhisi daha da zorlaşır. Örneğin, gerçeklikten kopuşunun, sosyal ilişkilerde yaşadıkları problem, bağımlılık çeşitleri çok daha zor farkedilebilir. Bir internet bağımlılığı ile karıştırılabilir.
Yine trolleme fazına geçmiş bir katilin, kurban arayışı tanıdığı bildiği çevreden siber dünyaya kayabilir. Bu da rutin kontrollere takılmasını, şüpheli takip desenlerinin tespitini kinetik hayatımızdan çok daha imkansız hale getirebilir.
Katil, kurbanının güvenini kazanma sürecini, internete taşıyarak gerçek dünya da olduğundan çok daha efektif ve kolay hale getirebilir. Bununla birlikte, kurban tarafında ise kontrol, gerçek dünya da olduğundan çok daha azdır. Dolayısıyla hem tespit hemde angajman tarafında büyük avantaj elde etmesine yol açabilir.
Yakalama fazında, siber dünya da oluşturulan güvenin ve farklı iletişim imkanlarının yardımı ile daha sessiz ve sinsi bir davranış modeli geliştirerek yine yakalanmayı zorlaştırabilir.
Öte yandan, kimi durumlarda, katiller aslında sokakta kırmızı ışıkta durmamak, hız yapmak gibi başka basit hatalar yüzünden yakalanmıştır. Fazlar içerisine siber kabiliyetlerin girmesi, bu kişilerin cinayet sonrası evreleri dışarda geçirmek yerine daha çok bilgisayar ve internet dünyasında kalmaları ile sonuçlanabilir.
Özetle, katillerin olduğu kadar suç ile mücadele edenlerin de siber dünya daki kabiliyetlerini artırmaları önemlidir. Çünkü teknoloji ve siber hayat, bu insanların belki suçtan önce potansiyellerinin tespit edilmesinde de yardımcı olabilir. İnternet aktiviteleri, gezdiği websiteleri, faaliyetleri, iletişim yöntemleri, potansiyellerinin profillenmesi konusunda destekleyici unsur olabilir.
Siber güvenlik sadece hacking ağırlıklı bir mücadele midir? Yoksa kinetik hayatta işlenen suçları da kapsar mı?
Bu önemli soru üzerinde gerçekten düşünmekte ve gerekiyorsa ki gerekiyor, uygun bakış açısına göre, siber güvenlik faaliyetlerini geliştirmekte ve genişletmekte fayda var.