Bir yerde problem varsa, muhakkak çözüm de vardır. Çözüm kavramı yoksa, o zaman o yerde problemden bahsetmek de mümkün değildir. Tabi insanoğlu bu, bir takım hedefler koyuyor, bu tepeleri yükselttikçe yükseltiyor ve nihayetine erdirip zirveleştiriyor. Sonra da bu zirve ve çıkış macerası üzerine, şarkılar türküler yakılıyor, felsefe yaklaşımları, hatta doktrinler yazılıyor çiziliyor. Günlerden bir gün tabi ki hikayelerin ilgili dünyasında bir kurbağa yarışı düzenlenmiş. Bu yarışın amacı, biraz ütopik ve genelde inanılmayan bir eylemi gerçekleştirmek üzere belirlenmiş. Hedefte ise oldukça yüksek bir tepe varmış.
Gönüllü cesur kurbağalar, bu yarışa hazırlanırken, çevreye ise onların başarısızlıklarına meraklı, ve inançsız izleyici topluluğu toplanmış. Kurbağalar yarışmaya başlayınca, izleyiciler arasından da başaramayacaklarına dair telkinler, kahkahalar ve alay dolu sesler yükselmeye başlamış.
Bu süreçte kurbağalar tek tek pes etmeye başlamışlar. Ama içlerinden bir kurbağa pes etmeyip sonunda tepeye ulaşabilmiş. İzleyiciler şaşkınlık içerisinde bunu nasıl yapabildiğini birbirilerine sormaya başlamış ve homurdanmalar başlamış. Sonra aralarından biri bu başarının sırrını öğrenmek için aynı soruyu şampiyon kurbağaya da sormaya kalkmış ve sessizce yanına yanaşmış. Sorusunu sorduğu esna da gerçeği anlamış, şampiyon kurbağa sağır bir kurbağaymış….